-
İpek Böceğinin Hayali
₺350,00 KDVOradasınız. Ülkenin kültürel etkisini hissediyor, yaşıyorsunuz. Dönüp geliyor etkisinden kurtulamıyorsunuz. Ancak yaşadıklarınızı ve hissettiklerinizi yörüngede dönen çaydanlık gibi kimseye kanıtlayamıyorsunuz.
Dahası, geziniz sonlandıktan sonra bile ülke coğrafyasının, sosyal yaşantısının etkisini hissediyor var ile yok arasında bir yörüngede kalmaya devam ediyorsunuz. -
Şelalenin Hayaletleri
₺350,00 KDVElinizdeki kitabın müellifinin kim olduğu konusunda yazarın kafası karışıktır. Kaleme alınanlar ise başka bir anlatının yazarın kulağına fısıldanmasından ibarettir.
Çünkü yazar kendini daha büyük bir anlatının içinde vakanüvis olarak görmektedir. Yazdıkları ise hayata dair “büyük” kitabın ortasından rastgele açılıp ortalığa saçılmış birkaç cümleden ibarettir. -
Ömrün Vitrini
₺375,00 KDVYanına oturdum. Sırtımı taş kuleye yasladım. “Yanılıyor olabiliriz. Belki de hayat tamamlanacak bir şey değildir. Hatta bir şeyler eksik olduğu için hayat oluyor.” dedim. Kafasını kaldırıp dikkatlice bana baktı. Uzaktan köpeklerin haykırışları duyuluyordu. Sonra türkü okumaya başladı.
Daha önce hiç duymamıştım. Sözleri çok anlamlıydı;Geldim olmadı, geldi olmadı
Gittim olmadı, gitti olmadı
Olan ne idi. Neden olmadı
Neden olmadı. Neden olmadı -
Hayata Misafir
₺350,00 KDVAnladım ki; hepsi bir konukluk içindi. Kendimiz olamadan hep olduğumuzdan başka olmaya çabalayan ürkek korkak misafirden öte değildik. Hayata misafirdik. Ne kendimiz olduk, ne de kendimizi bildik. Koca bir ömrü, bilmediğimiz bir davetin ortasına düşmüş gibi şaşkın bakınarak geçirdik. Bence davetli bile değildik. Birbirimize bakmaktan, kendimize dönemedik. Tüm bunların gerçek olduğuna bile yarım inandık. Gerçekten sadece hayata misafir miydik?
Hep bir kuşku kaldı içimizde. Zarfı kapatıp pullayıp mühürledik ve kuşkuyu taşıdık başka hayatlara. Hepsi bu…
-
Heves Kuşu
₺330,00 KDV“Konu neydi?”
Konu sensin, benim, biziz diye başlayan bir cümle kurabilirseniz içerideki çocuğun elini tutmuş olursunuz. İçinizdeki küçük prensle yolculuğa çıkar, kendiniz olursunuz. Ne korku, ne kaygı, ne de başkalarının hükmü veya yüzü umurunuzda olmaz. İnsani özden konuşur, gereksiz konulara güler geçersiniz. Bu halinizden rahatsız olup konuyu değiştirmeye çabalayanlara nanik yapıp uçurtmanızı uçurursunuz. Birilerinin rahatsız olacağını bile bile kara tahtanın köşesindeki konu yerine kendinizi yazarsınız. Düşündüğünüz gibi yaşarsınız. Bir şey olmaz korkmayın. Don Kişot’a benzetseler de vade dolup günü geldiğinde yine iyi insandı derler.İyi insan…